Yollar Neden Köstebek Yuvası? Altyapıda Kaybolan Milyarlarımız
Amerikan filmlerinde sıkça gördüğümüz bir sahne vardır: Kahramanımız, şehrin altındaki devasa tünellerde, yani modern altyapı galerilerinde ilerler. Etrafından rengârenk borular ve kablolar geçer. Su, elektrik, doğalgaz, internet… Şehrin tüm can damarları düzen içinde tek bir koridordadır. Bir arıza olduğunda ekipler bu tünellere girer, kimsenin ruhu duymadan sorunu çözer. Sokaktaki insan ise ne bir kazı görür ne de trafiğin aksadığına şahit olur.
Bu sahneler bir Hollywood fantezisi değil, gelişmiş şehirciliğin bir gerçeğidir. Şehirler kurulurken veya büyük çaplı revizyonlardan geçerken, yerin altına inşa edilen bu ortak altyapı galerileri, tüm kurumların hatlarını tek bir merkezden geçirir. Böylece her arıza veya yeni hat döşeme işlemi için yolların delik deşik edilmesi önlenir.
Şimdi gelelim kendi gerçeğimize, güzel Konyamıza… Şehrimiz son yıllarda büyük bir kentsel dönüşüm hamlesi içinde. Binalar yenileniyor, caddeler genişliyor. Ancak bu dönüşüm ne yazık ki çoğunlukla yerin üstüyle sınırlı kalıyor. Yerin altı ise hala eski, plansız ve koordinasyonsuz bir anlayışla yönetiliyor. Her kurum, kendi “aciliyeti” doğrultusunda kazmasını asfalta vuruyor.
Bu durumun en somut örneklerinden birini, ismini de geçmişinden alan Kanal Caddesi’nde yaşıyoruz. Yaklaşık on yıl önce, caddenin ortasından geçen o büyük kanal kapatılarak şehre modern bir bulvar kazandırıldı. O günlerde bu hamle, trafiği rahatlattığı için hepimizi sevindirmişti. Ancak o gün büyük bir fırsat kaçırıldı. Zaten metrelerce derinlikte bir kazı hazırken, geleceğe dönük bir vizyonla bu alanın altına bir altyapı galerisi inşa edilebilirdi. Edilmedi. Sonuç? Bugünlerde, o güzelim caddenin tam ortasındaki kilitli taşlar sökülüyor, haftalardır süren bir çalışmayla yeni bir hat döşeniyor. Trafik yine aksıyor, esnaf ve vatandaş yine mağdur. Bu çalışma bittiğinde, yarın bir başka kurumun gelip üç metre öteyi kazmayacağının garantisi var mı? Elbette yok.
Bir diğer acı örnek ise Mar-San Sanayi Sitesi’nden. Medaş, geçtiğimiz aylarda bir çalışma için asfaltı kesip, kazısını yapıp, işi bitince de üstünü kapatıp asfaltladı. Her şey normal gibiydi. Ancak çok geçmeden, aynı güzergâhta bu kez doğalgaz hattı ihtiyacı doğdu. Kurum, “aynı bölgeden ve neredeyse aynı uzaklıktan” geçmesi gereken hat için yeniden asfaltın kırılması gerektiğini söyledi. Maliyeti kime? Tabii ki yine vatandaşa. Yeni dökülmüş asfaltın parçalanması ise milli servetin nasıl hoyratça sokağa atıldığının en acı kanıtı.
Bu “kaz-boz” belediyeciliği, sadece Konyamıza özgü bir sorun değil, ülkenin dört bir yanındaki şehirlerin ortak kaderi. Elektrik şirketi kazıyor, kapatıyor. Su idaresi geliyor, aynı yeri bir daha kazıyor. Telekomünikasyon şirketi fiber optik için geliyor, o taptaze asfaltı bir kez daha kesiyor. Her kazı, hem milyonlarca liralık asfalt maliyeti demek, hem de yamalı yollar, bozulan trafik düzeni ve boşa harcanan zaman demek.
Peki, Dünya Ne Yapıyor?
Bu sorunla sadece biz karşılaşmıyoruz. Ancak akıllı şehirler, çözümü on yıllar öncesinden bulmuş durumda.
Paris: Şehrin bugünkü modern yapısının temellerini atan Baron Haussmann, 19. yüzyılda sadece binaları ve bulvarları değil, şehrin altını da planlamıştır. Bugün Paris’in altı, ziyaret edilebilen devasa bir altyapı ağıyla örülüdür.
Tokyo: Dünyanın en kalabalık metropollerinden biri olan Tokyo, deprem riskini de göz önünde bulundurarak altyapı hatlarını ortak galerilerde toplamıştır. Bu sayede hem bakım ve onarım kolaylaşmış hem de olası bir afette kritik hatların güvenliği artırılmıştır.
Helsinki: Finlandiya’nın başkenti, yerin altında 200 kilometreyi aşan bir servis ve altyapı tüneli ağına sahiptir. Bu tüneller o kadar geniştir ki, içinde bakım araçları rahatlıkla dolaşabilmektedir.
Türkiye’de Durum Ne?
Ülkemizde bu modern sistemin örnekleri yok değil. Özellikle İstanbul Finans Merkezi gibi sıfırdan kurulan veya bazı yeni nesil TOKİ projelerinde pilot olarak ortak altyapı galerileri uygulanmaktadır. Bu da gösteriyor ki, teknolojiye ve bilgiye sahibiz. Eksik olan, bu vizyonu kentsel dönüşümün ve şehir planlamasının birincil şartı haline getirecek iradedir.
Sonuç olarak; Kentsel dönüşümü sadece binaları yıkıp yeniden yapmak olarak gördüğümüz sürece, şehirlerimizin yolları köstebek yuvası olmaya devam edecektir. Her kazma vuruşunda sadece asfaltı değil, bu ülkenin kıt kaynaklarını da toprağa gömüyoruz. Belediyeler, bakanlıklar ve altyapı hizmeti sunan tüm kurumlar bir araya gelerek “Ortak Altyapı Sistemi”ni ülke genelinde bir standart haline getirmelidir.
Gelecek nesillere yamalı yollar ve boşa harcanmış bir servet değil; aklın, bilimin ve koordinasyonun ışığında planlanmış, yaşanabilir şehirler bırakmak zorundayız. Aksi takdirde, bugün kapattığımız bir çukuru, yarın bir başkasının açmasını izlemeye devam edeceğiz.





