Konya’da Vergi Depremi: Vatandaşın Tapusu Mu Askıya Alındı?
“Zenginden alıp fakire vermek” kadim bir adalet anlayışıdır. Ancak Konya’da bugünlerde uygulanan sistem, sanki bu anlayışın tam tersine, “Vatandaştan alıp bütçe deliğini kapatmak” üzerine kurulmuş gibi görünüyor.
Son günlerde Konya’da arsa ve emlak rayiç bedellerine yapılan astronomik artışlar, sadece birer “güncelleme” değil, adeta bir “mülkiyet operasyonu” niteliği kazandı. Sokaktaki vatandaş, emekli amcamız, asgari ücretli kardeşimiz soruyor: “Emlak vergisine yapılan yüzde 500 zam hangi vicdana, hangi matematik formülüne sığıyor?”
Maaşta Kaşık, Vergide Kepçe!
Gelin rasyonel bir kıyaslama yapalım. Hükümet ve belediye yetkilileri “enflasyonla mücadele” ve “refah payı” paketlerini bir bir açıklıyor. Ne görüyoruz?
Asgari ücretliye yapılan zam: %27 civarı.
Emekliye reva görülen zam: %12,19.
Peki, Konya’daki emlak vergisi artışı? Bazı bölgelerde tam tamına %500!
Bu tablodaki adaletsizlik bağırmıyor, adeta çığlık atıyor. Maaşına %12 zam alan bir emekli, evinin emlak vergisini 5 katı fazla ödemek zorunda bırakılırsa bu vatandaş ya aç kalacaktır ya da dedesinden kalma evini satmak zorunda kalacaktır. Bunun adı vergilendirme değil, vatandaşı kendi mülkünde kiracı yapmaktır.
Rayiç Bedel mi, Hayal Bedeli mi?
Emlak vergisine esas olan rayiç bedellerin piyasa koşullarına göre güncellenmesi doğaldır. Ancak hiçbir ekonomik veri, hiçbir gayrimenkul değerleme raporu, bir yıl içinde bir taşınmazın vergi yükünün %500 artmasını rasyonalize edemez. Konya Büyükşehir ve ilçe belediyeleri bu oranları belirlerken hangi “piyasa gerçekliğini” baz aldı?
Sormak istiyoruz:
Vatandaşın geliri %500 artmadıysa, bu vergi yükünü nasıl taşıması bekleniyor?
Emlak vergilerindeki bu devasa artışın, halihazırda kan ağlayan kira fiyatlarını daha da tetikleyeceği hiç mi düşünülmedi?
Belediyeler, bütçe açıklarını vatandaşa gönderilen “fahiş” ihbarnamelerle mi kapatmaya çalışıyor?
Adalet mi, Tahsilat mı?
Bir yandan “Türkiye Yüzyılı” vizyonundan bahsedilirken, diğer yandan yerel yönetimlerin bu denli halktan kopuk, gerçeklikten uzak vergi artışlarına imza atması tam bir paradokstur. Unutulmamalıdır ki; “Halkın içinde olmadığı, halkın cebini düşünmeyen hiçbir yönetim başarılı olamaz.”
Konya halkı, kadim bir hoşgörüye sahiptir ama bu hoşgörü, adaletsizliğe boyun eğmek anlamına gelmez. Emekliyi, asgari ücretliyi, esnafı bu fahiş vergi yüküyle baş başa bırakmak, toplumsal huzuru zedelemekten başka bir işe yaramayacaktır.
Belediyeler bu “yüzde 500″lük hatadan bir an önce dönmelidir. Rayiç bedeller, vatandaşın ödeme gücü ve gerçek enflasyon verileriyle yeniden revize edilmelidir. Aksi takdirde, bu ağır vergi yükü sandık günü geldiğinde halkın hafızasında en büyük “borç” olarak kalacaktır.
Vergi, adaletin direğidir; o direği çok fazla gererseniz, güveni yıkarsınız.

